29 Ekim 2014 Çarşamba

Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi



Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
 

Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927

17 Ekim 2014 Cuma

Evde Mobilya Boyama


Merhabalar,
Nihayet yayınlıyorum... nerdeyse 5 ay geçmiş üstünden bitireli... İtiraf etmeliyim epey uğraştırmıştı ve bir daha büyük boyama işine girmem dedirmişti... neler yapmıştım bir hatırlayalım... geçen senenin sonunda nerdeyse 1 yıl önce sandalyelerimi beyaza boyamıştım... hikayeyi burada bulabilirsiniz... beyaz sandalyeler zamanla hoşuma gitmemeye başladı... biraz kırmam gerektiğini düşündüm... bir de sandalye kılıfının altından da kahverengi kaplaması da gözüme batıyordu... ben de sandalyeleri yeni baştan boyadım hem de kumaş kısımları da...

 

sol alt köşedeki fotoğraf kumaşın boyanmış hali... oldukça başarılıydı başta... 5 ayın sonunda haliyle bozuldu... alttaki fotoğrafta şimdiki halini görüyorsunuz... açıkcası sorun değil benim için ... şimdi bir kat daha boyayacağım... size komik gelebilir ama silmek yerine boyamak bana daha eğlenceli geliyor :) eğer siz de boyamaya karar verirseniz bu durumu göze almalısınız...


sonra masanın üstünü kazımaya başladım boya sökücü yardımıyla... işte beni yıldıran da bu çaba oldu... amma da sağlam bir cilası varmış masanın... soyulan cila tabakasının kalınlığına inanamazsınız... önemli hatırlatma boya sökücü kullanıyorsanız koruyucu eldiven ve gözlük şart... son derece tehlikeli bir kimyasal... kutunun kapağını açarken bile patlamaya meyilli... kapağını açarken siper alın derim... mümkünse kullanmayın kullanacaksanız da amman diyim çok dikkatli olun... benden söylemesi...


masanın cilası kazındıktan sonra iyice temizledim zımparaladım ve son olarak cilaladım... cila konusu ciddi husus... ben sıkıldığım için tek kat geçtim ... hemen bozuldu... sağlam üç kat cila anca mukavim oldu... sonra bacağı beyaza boyandı ve kırmak için biraz kahverengi boya yardımıyla kirletildi... üstteki çoklu resimde bu nedenle iki bacak görüntüsü mevcut... birincisi düz beyaz ikincisi kirletilmiş...


bu arada geçen ay taşındık... yeni ev daha geniş ve bol ışık alıyor ... yemek takımım gözüme fazla açık renkli gibi gelmeye başladı... eğer ruhum elverirse belki biraz daha kırabilirim rengini... ama bilmiyorum belki de gözüm yeni eve yeni ışığa alışır... bakıcaz... 


geçen sene sandalyeleri boyadığım yayında sırada konsol ve gümüşlükler var demişim... şimdi yeni evde fena görünmüyorlar... şuan boyamaktan vazgeçmiş olsam da belli olmaz... ruh halim ne getirir şuan kestiremiyorum... 

yeni evde bir kaç kendin yap proje ile değerlendirme ve geri dönüşüm yaptım bunları da yayınlarım diye umuyorum...  şimdilik bu kadar en kısa sürede görüşmek üzere...

kendinize iyi davranın... mutluluk kırıntılarını bile çok iyi değerlendirin... 

10 Ekim 2014 Cuma

GÖZ KAPAMA BANDI


Merhabalaaaar
İstikrarsızlığı istikrar haline getirmiş olan bendeniz bugün minik ama sevimli bir proje ile karşınızdayım...
Göz Kapama Bandı ...

neredeyse üçbuçuk aydır klavye başına geçmemişim... 
sanmayın terapiye ihtiyaç duymadım... terapi her daim lazım benim bünyeme ... 
artık uyuzluk mu dersiniz bilemedim siz koyun adını :) ... 
ha bugün ha yarın derken geçti işte zaman... 
beni bu hususta dürtükleyen sevgili arkadaşım EBRU ya teşekkürü bir borç bildiğimi bildirmek isterim :)) 


Minik kızım kuzucuğum bu sene ilkokula başladı...  
bol seyahatli güzel bir yaz tatilin ardından tatlı bir telaş ve heyacan yaşattı bu başlangıç bize...
kuzucuğumun ertelenen gözlük gereksinimi ilkokula başlamasıyla bir zaruret haline geldi... 
miyop astigmat ... epey de ileri numara ... 
göz tembelliği oluşmaması için günde bir saat gözünün birini bir saat diğerini kapatmak gerekiyordu... göz kapama bantları internette araştırdım beğenmedim... 
bu sıkıcı durumu sevimli hale getirmek için de evde herkesin takması için bu üç Göz Kapama Bandı nı diktim... 
nasıl yapıldığını anlatmaya gerek yok sanırım... oldukça basit... 
biraz keçe biraz kumaş el dikişi biraz yapıştırıcı ve lastik... işte bu kadar... 
gerisi sizin yaratıcılığınıza kalmış... 
her nekadar babamız ve ben akşamları takıp otursak da kuzucuğa en fazla 5 dakika taktırmak mümkün oluyor... sanırım prenses temalı bir kreasyon da oluşturmam lazım... 


şimdilik benden bu kadar... önceki yazılarımda yayınlamaya söz verdiğim büyük projemin fotoğraflarını toparlar toparlamaz yayınlayacağım söz... boya ve fırçalarınız hazırlayın :) 
sevgiyle kalın ... aldığınız her nefesin tadını çıkarın...

duygu


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...